Bizden selam olsun: bir hatıra yazısı

17 Mayıs 2010 Pazartesi

bir hatıra yazısı

2 HAZİRAN 2006
CUMA
Muratoba Köyü Bursa- Gemlikj ilçesine bağlı
şirin bir köydür. Burada akrabalarım var. Annemin ablasının ve kız kardeşinin çocukları..
Hacı Nuriye teyzem bundan seneler önce görücü usulüyle bu köyün zengin bir ailesine gelin gitmiş. Daha sonra hacı halime teyzem de yine bu köyden sözü geçen başka bir aileye gelin gitmiş. Bu iki teyzemi ancak bayramlarda dedemi ziyarete geldiklerinde görebiliyordum.

Nuriye teyzemin beyi Halil MUTLU elim bir trafik kazasında vefat edince, 9 çocuğu ile ve 38 yaşındayken 22 yıllık evli teyzem dul kaldı.
o yaştan sonra bu yaşına kadar çocuklarına hem anne hem baba oldu. Kendisi çocuklarına üvey baba acısı tattırmadı. Bu kadar çocuk idare etmek, tabii ki zor iştir.



Nuriye Teyzemin vefat haberini Kardeşim Orhan verdi. Cuma günü idi.Tgrt TV de osman ünlü Hocanın bizi aydınlatan sohbetini dinliyorduk. Hanımmım Yakında doğum yapacak kızım için benimle gelemiyeceğini söyledi. Başsağlığı diledi.Akrabalara da aynı şekilde başsağlığı dileklerini iletti. Önce Gebze merkeze bir münübüsle oradan da Eskihisar'a yani feribota giden bir başka münübüse bindim. Münübüste bir yolcu diğer arkadaşına:
-Recep; Osman Ünlü yine bize dinimizle ilgili faydalı sözler söyledi dedi..
Demekki bir biz değildik O mübarek Hocayı dinleyen. Allahü Teala TGRT deki bütün çalışanlardan bu televizyonun sahibinden de razı olsun.
İşte şimdi fereibottayım. yaklaşık yarım saat sonra karşıda(yani Topçularda) olacağız.

Vapurda da yalnız başıma oturduğum kanapede kısık sesle kelime-i tevhid getirerek
Sevabını rahmetli teyzeme bağışladım. Zaman böyle durumlarda yavaş ilerliyor.
Fakat o da ne karşı kanapede oturan bir hanımefendi yanındaki arkadaşına
-Leyla, şu hocayı dinleyince huzur buluyorum. Ben daha önce kendimi boşlukta hissediyordum. İçimde ümit dolu sevinç var. Allah ondan razı olsun..
Bahsettikleri Osman Ünlü hoca idi. İnsanlarımıza manevi bir yol gösteren bu alim zat
Sadece bize değil bütün dinleyenlere kurtuluş bilgileri veriyor.

Yalovaya geldik . Camilerden ezanlar okunuyor. Günlerden Cuma Cuma namazı farz.
Merkezdeki camie hızlı hızlı yürüdüm. Önce Kardeşim Burhanı aradım. Beni gemlikte beklemelerini tembihledim.

Namazdan sonra bindiğim otobüsde de ilginç bir hadise oldu. Arka koltukta oturan iki yolcudan biri diğerine:
-Bu konuyu Osman Ünlü’ye mutlaka soralım diyordu. Bu kadar raslantı olamaz?
Hadi her seferinde elime Türkiye gazetesi alıyordum. Böyle bir çağrışım kurabilirler.
Fakat bayide Türkiye Gazetesi yoktu ben de başka bir gazete almıştım. Hocam Allahü
Teala senden razı olsun. Allahü Teala seni nazarlardan korusun. Sana bu hizmeti verebilmene
Vesile olanlardan da Allahü teala razı olsun. Amiiiiiin.


Gemlik e geldiğimde kardeşimi telefonla aradım. Muratoba köyü Celal Bayarın Köyü olan
Umurbeyden sonra geliyordu.
-Abi sen Umurbey yönündeki kahvede beni bekle ben annemle beraber geliyorum. Hava çok sıcak. Orada soğuk ayran iç. Kendine iyi bak biz az sonra oradayız. Diye cevap verdi. Hava gerçekten çok sıcaktı. Küresel ısınma dedikleri böyle mi olacak acaba?
Ayran iyi geldi. Hafifden başım ağrıyordu. Biraz geçti. Sağlık olsun. Bu dünya fani. Önemli olan ölmeden önce ölmek. İşte her şey bu cümlede..O zaman insanlar hep iyilik üzere olur.
Allahü Teala ve Peygamber sevgisiyle yaşar. Kimseye kötülük etmez. Dünya öyle bir dünya olur ki içinde yaşayanlar sanki bir melek gibidirler. Ölmeden önce ölümü düşünen insan iki dünyasını da kurtarır. Şu an ölse bile asırlarca gönüllerde yaşar. Mevlana, Yunus Emre,Büyük alimler, Peygamberler yüzyıllardır kalblerimizde yaşamıyorlar mı?

Kahvede oturan insanlar, eğer İstanbulda değil de burada yaşasaydım, önemli bir kısmı beni tanıyacaklardı. İşte sanki sıkıntılarına çare olacakmışcasına ta ciğerlerine duman çeken cılız hastalıklı bir genç..Yazık,sigara paketinin üzerinde sağlığa zararlıdır yazısı var- Kahvenin bahçesinde nefes nefese bir ihtiyar ciğerlerini açabilmek için kesik kesik öksürüyor.
Cep telefonunun sesiyle kendime geldim. Kardeşim arıyordu. Hemen kahveciye seslendim.
Ayranın parasını ödedim.Annemin de içinde oturduğu vasıtaya koştum.
-Annecim başın sağ olsun.Allahü Teala sana sabırlar versin.
-sizler sağ olun çocuğum. Sağlıkla yaşayın ibadetinizi hiç aksatmayın yavrularım. Diye cevap veren ,sevgi dolu hasret birikimi çoşkun bir ses. İşte bizim annemiz, herkesin sevdiği saygı duyduğu Müslüman annemiz. Dört oğul anası eli öpülesi cennetlik annem. Onu sevmek için biz oğulları, hep kızım diye seslendiği gelinleri yarış ederler.
Annemden sonra canım kardeşime sarıldım. Özlemişiz birbirimizi…Gemlik dörtyoldan kardeşimin işyerine doğru yol aldık. Kardeşimin Gemlikte kum çakıl deposu var. Yanında çalışanları ve benim küçüğüm( bana cenaze haberini veren) Orhan kardeşim de oradaydı.

Kardeşim Orhan içimizde en sevecendir. Hemen yanımıza koştu. Önce annemize sarıldı. Baş sağlığı diledi. Sonra bana da sarıldı. Canım kardeşim daha bir hafta önce orada idim. yine de:
-Abi özletme kendini sadece cenazelerde değil aklına estikçe gel dedi.
Kardeşim Burhan adamlarıyla konuştu. İnşaat şirketinden ortağı ile telefonda görüştü.
Sonra bize döndü.
-Hadi Abilerim bir an önce gidelim oradaki akrabalarımızı da görür, başsağlığı dileriz dedi.
Ben kardeşim Orhan arka koltukta oturan annemizin yanına oturduk. Kardeşim ise şoför koltuğunda Muratoba köyüne geldik.
Burada sadece cenazeyi kabire koyarken yaşadığımız hadiseyi anlatmak istedim. Zaten bu yazının amacı da bu idi.
Başta da söylediğim gibi hava çok sıcak, güneş yakıyor. Teyzemin torunlarından dördü beşi kabire indiler.(38 yaşında dul kalan bunca sene çocuklarına hem anne hem baba, torunlarına da hem dede he nine olan) 85 yaşındaki ninelerini üzmeden tuttular. Mezarın içine nazikçe koydular. İşte tam o an kabirin içine teyzemin kefen bezine yağmur damlaları gözyaşı gibi akmaya başladı.
Bütün herkes hayretle bir açık havaya bir de yağan yağmura bakıyoruz. Günlerden cuma ikindi vakti. Teyzemin küçük oğlu Ömer ile göz göze geldik. Osırada dayımın oğlu Adnan ve teyzemin büyük oğlu Mahmut da birbirlerine bakıyor.
-Cennetlik olanları Allahü Teala bu dünyada da böyle işaretlerle belli eder diyenler vardı.
Allahü Teala rahmet etsin. Nur içinde yat sevgili teyzem.

Sadece o köye mahsus olan sağanak yağmurdan Gemlik de eser yoktu. Mezarın topraklarını kürekle atarken sakinleyen yağmur biz arabalarımıza binip oradan ayrılırken daha bir çoşkulu yağıyordu.
Gemlik’e geldiğimizde yağmurdan eser yoktu. Bir iki kişiye sorduk. Hayır bugün bir damla bile yağmur yağmamıştı..

3 yorum:

Sabahattin Gencal dedi ki...

Yaşamın her alanından seçtiğim yazıları, yazarlarının izniyle "Bloglardan Seçmeler" adlı blogda yayınlıyorum. İzniniz olursa sizin çalışmalarınızdan seçtiklerimi de kaynak belirterek yayınlamak isterim. İyi günler dileğiyle.
Sabahattin Gencal

BİZDEN SELAM OLSUN dedi ki...

Sevgili Sabahattin Gencal Bey
Yazılarımın yayınlanmasından dolayı sevinç duyarım.
Memnun olurum.
Size karşı hürmetim zaten var. Yazılarınızı okuyor ve çok beğeniyorum.

Sabahattin Gencal dedi ki...

İzniniz üzerine bir çalışmanız "Bloglardan Seçmeler"de yayınlandı. İyi günler dileğiyle.

 

Haber